Kitaplar

Osman PAMUKOĞLU Kitapları

Emekli olduktan sonra birçok üniversitede “Liderlik” konferansları veren Osman Pamukoğlu; 2003 yılında yazdığı “Unutulanlar Dışında Yeni Bir Şey Yok” adlı ilk eseri ile en çok satan kitaplar listesinde onaltı hafta birinci sırada kalarak yazarlık hayatına başladı. 2004’de “Ey Vatan”, 2005’de “Kara Tohum” ve “Ayandon”, 2006’da “Yolcu”, 2007’de “İnsan ve Devlet”, 2008’de “Angut” ile 2012′de “Akıllı Ol!”, 2013′de “Siyasetin Sefaleti”, 2013′de “Cehennemdere Kanyonu”, 2014′de “Sun Tzu Savaş Sanatı”, 2015'de "Önder" isimli eserlerini yayınladı. Eserlerinde edebiyatın; anı, biyografi, deneme, roman ve öykü tarzlarını kullanarak; siyasi, sosyal, kültürel, kişisel gelişim ve insan doğası konularını kaleme aldı.

UNUTULANLARIN DIŞINDA YENİ BİRŞEY YOK (2003)

Yayımlandığı andan itibaren onaltı hafta en çok satan kitap olarak birinci sırada kalan ve halkın elinde yüzbinlercesi bulunan bu kitap; Yüreğin ve özgür ruhun, ne demek olduğunu.. Yaşamın anlamı üzerinde düşünmek gerektiğini.. Kuş olmadan uçurumların üzerine nasıl yuva kurulduğunu.. Hancının da yolcunun da birlikte uyuduğunu.. Dayanıklı ve güçlü ruhların ağır yükünün çekilmezliğini.. Ölümlülerin övünüp böbürlenemeyeceğini.. Kara ve gamlı dağlara ancak kartalların hükmedebileceğini.. Taş gibi ağır gecelerin gelmeyen sabahlarını.. Paylaşılmaz yalnızlıkları.. Yanlış yaşayışları.. Sorumluluğun ölümden de ağır olduğunu.. Fırtınayla borayla denenmiş arkadaşlıkları.. Genç bir hayattan ülke uğruna nasıl vazgeçildiğini.. Sonuç olarak: İnsanı anlatmaktadır. Düz olan herşey yalan söyler.Her gerçek eğridir, elinizdeki bu kitap gibi…

EY VATAN (2004)

Bu kitap kanla ve özdeyişlerle yazılmışsa, okunmak değil, ezberlenmek ister. Aşırı derecede dayanaklı ve iddialı insanlar olmadan olayların akışına müdahele etmek mümkün değildir. Bunun için kesin bir vatanseverlik duygusuyla edebi ve fikri gıda alınmasına ihtiyaç vardır.Lider yoksa bahtsızlıktır. Çünkü eylemler erir ve sonuçsuz kalır. Çatışmalar uyuşturulur, olaylar örtbas edilir, çöküntü görmezlikten gelinir. Milli onur kurumsal bağırmalar yoluyla kazanılmaz. Gururlu, sağlam, güçlü ve yenilmez bir önderlik yoksa, toplum taşlanmış kuşlar gibi perişan olur.Hayat ağacına tünemiş herkes bir gerçeği öğrenmeli: ” Üstüne yürürsen tehlike insandan kaçar…”

KARA TOHUM (2005)

İnsan, kendisi ile oyunlar oynamayı sever, zihinsel numaralar ile kendini oyalayabilir, zihinsel oyunların ölçüsü kaçınca da, fikir ve düşünce düzeni bozulur. Bunun sonu da kavgaya, dövüşe ve savaşa çıkar. Savaşma meselesinde, insanların acınacak bahaneleri de diz boyudur. Kendileri avlandıkları zaman bunun adı spor olur; gel gelelim avlamaya çalıştıkları hayvan onları öldürdüğünde, buna vahşet derler. İnsan öldürmenin adını da kendilerine göre belirleyenler vardır.

AYANDON (2005)

Gidip de Dönemeyen Cesur İnsanların Öyküsü Ayandon kitabı, Osman Pamukoğlu’nun ilk roman denemesidir. Kitap, Çanakkale Savaşı’nın hiç bilinmeyen, yazılmayan bir yönünü, gerçek hayat hikâyesinden yola çıkarak okurlara anlatmaktadır. Savaşın zor koşullarında Karadeniz’i tamamen elinde tutan Rus gemilerine rağmen cepheye erzak taşıyan cesur ve yılmaz sevkiyat kayıkçılarının ünlü Ayandon Fırtınası’na tutularak şans eseri kurtulmaları sonrasında yaptıklarının anlatıldığı bu kitapta yer alan herkes, dede Karaoğlanoğlu Osman ( Osman Pamukoğlu ) dahil gerçektir ve romanda adı “Usta” olarak geçen kişidir.

YOLCU (2006)

Beyhude Geçmesin Bu Ömür.. Zaman sonsuzlukta akarken, devirlerin ihtişamı sayılan her şeyi yok eder, geriye sadece akıl ve bilgi abideleri kalır. Yani dünyanın tüm eserleri binlerce yıldır yeryüzünün değişik coğrafi bölgelerinde yaşayan insanlar, topoğrafik ve iklimsel etkilerle farklı kültürler geliştirmişlerdir.Bu kitapta yer alan söz, söylence, konu ve temalar 1982 yılından itibaren yazarın okuduğu kitaplardan alıntı yaptığı 5 cilt el yazması notlarından özetlenmiştir. Yıllardır okunan, incelenen, araştırılan kitap, dergi ve dokümanlardan elde edilen bilgiler ve yazarın kültürel birikimi kitapta yer almaktadır.

İNSAN VE DEVLET (2007)

Arada Sıkışıp Kalanlar.. Bir kitap, ya sorular sormalı ya da yanıtlar vermelidir. Özellikle de birey ve toplumun daha çok gerçeklere ihtiyaç duyduğu, sisli ve yarı karanlık dönemlerden geçerken… Bu kitap, insan, devlet, politik liderlik, demokrasi konularını evrensel olarak inceledikten sonra, Türkiye’de devlet, cumhuriyet ve demokrasi anlayışı ile bugün yaşanan Türkiye’yi yorumlayıp değerlendirmektedir.

ANGUT (2008)

İyi şeyler yürekle algılanır. Yürek, öncelikle korunmalıdır. Çünkü her şey ondan kaynaklanır ve gözler açılır. Eğer açabilirsek… Ruh veya yürek, ilke ve kalıplara, programlara karşılık vermez. O, şekil değil tutku arar. Yüreği uyandıran; sanat, şiir, güzellik, gizem ve coşkudur. Ruhun dili budur. Akılları meşgul etmekle olmaz, ruhun ele geçirilmesi lazım…

AKILLI OL (2012)

Kitabın konusu, insanın kendisidir ve yaşanılan dünyayı anlatıyor. Korku, arzu ve umut insanı geleceğe doğru iter, başlıca düşmanları ise; ölüm, yoksulluk ve acıdır.Çocuklara her zaman doğru olmaları, tutkularına egemen olmaları, hiçbir şeyden korkmamaları öğretilmelidir. Çünkü toplumun yükselişi; en akıllı, en adil, en dürüst ve en cesur insanlar sayesinde mümkün olacaktır.Herkes adalet ve özgürlük için her şeyini ortaya koymalıdır, bunu yapmaya kararlı olduğunu da kanıtlamalıdır.Yazgı kendisi gibi, kendisine benzeyen ele avuca sığmaz insanları sever…

SİYASETİN SEFALETİ(2013)

Türkiye’de politika, günlük heves ve halkın basit çıkarlarına göre siyaset yapmak, rüşvet, adam kayırma, devlet gelirinin yağmalanması, yeteneksiz insanların çok önemli mevkilere getirilmesi, tutarsızlıklar, laf ebeliği ile sürüp gitmektedir. Acı ve açlık iyi birer öğretmendir ama bunlar da henüz halkta, “Yetti artık!” dedirtecek etkiyi sağlayamamıştır.Siyasetin Sefaleti isimli bu kitap, Türkiye’nin son dört yılında olup bitenleri gözler önüne sermektedir. Hâlen yaşayanlar ile gelecek kuşakların da geçmişte Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde nelerin olup bittiğini öğrenebilmeleri için yazılmıştır. Herkes ve her şey gelip geçicidir, kitaplar hariç…

CEHENNEMDERE KANYONU (2013)

Yirmi asker ve bir yüzbaşı… Zemheri ayazında karlı ve dumanlı dağlarda, derin vadilerde, rüzgarlı ovalarda adım adım iz sürüyorlar…Bu dağlarda korkuya, kuşkuya ve aptallığa yer yok. Her hareketleri ölüm ve yaşam arasındaki ince sınırın ne tarafında olacaklarını belirliyor. Amaçları vatanı korumak. En son varacakları hedef ise Cehennemdere Kanyonu!

SAVAŞMA SANATI - SUN TZU (2014)

MÖ 400′lerde Çinli filozof Sun Tzu’ya ait olan Savaş Sanatı aradan 2500 yıl geçmesine rağmen halen dünyanın en etkin ve en saygın başyapıtlarından biri olarak kabul edilir. Dünyanın her ülkesinde defalarca yayımlanan Savaş Sanatı’nın ilk yorumu, yazılışından 400 yıl sonra yapılmış, 4 ve 12. yüzyıllarda da on bir Çinli filozof, kendi dönemlerini göz önünde bulundurarak eseri tartışmış, görüş ve yorumlarını yazmışlardır. Mücadelenin artık gündelik bir rutine dönüştüğü günümüz dünyasında, Sun Tzu’nun yüzyıllar öncesinden öngördüğü taktik ve stratejiler uygulanabilirliğini hala korumaktadır ve bu doğrultuda bir komutan, siyaset adamı ve yazar olarak Osman PAMUKOĞLU, günümüz insanının beklentilerini gözeterek Savaş Sanatı’nı yeniden yorumlamıştır.

ÖNDER (2015)

Önderi var eden, halkın korku ve çaresizliğidir. Sayısız önder yetiştirme programı, seminer, kurs ve konferans var. Çeşitli önder sınıflandırılmaları yapılırken, kitaplarda şema ve krokilerle yapılan önder tanımlamaları, lider yönetici ifadeleri göze çarpıyor. Ancak önderi; başkan, patron, şef, direktör, komutan gibi hiyerarşik yapıların sıfatını taşıyanlarla karıştıran ve bir tutmaya kalkışanlar var ne yazık ki. Önderliğin bir ilkesi yoktur, önderliğin kişilik yapısı vardır. Bir komutan, siyaset adamı ve yazar olarak Osman Pamukoğlu son kitabı Önder: Çağların Özlemi ile doğanın tehlikeli yüksekliklere çıkardığı aykırı bir kişilik olan önderi bütün yönleriyle, olmazsa olmazlarıyla çarpıcı bir biçimde anlatıyor.

KORKUNUN ÇOCUKLARI (2015)

PKK (Kürdistan İşçi Partisi)'nın Güneydoğu Anadolu ve K. Irak kırsalında zaten var olan silahlı gücü ve etkinliği "Çözüm Süreci" adı altında kimi yerleşim alanlarında da hakimiyet kazanmasını sağladılar. Artık her şey daha da zorlaşmıştır. BOP Ortadoğu' yu Irak ve Suriye'yi parçalayarak çıkmaza sokarken şimdi de Türkiye'nin Güneydoğu'su genel planın bir parçası haline sokulmaya zorlanmaktadır ve oldukça yol katetmişlerdir.

KAFES (2016)

Toprağın üzerinde ne varsa hepsi kökten gelir; bütün korkular ölümden kaynaklanır. Güven duymak cesaret ister. Güveni engelleyen korkudur. Sadece korkusuz bir insan güvenebilir. Güvensiz insan, doruklardan uzak durmak ve düz yerde yürümek ister. Ne doruklar, ne derin vadiler; hiç doruğu ve vadisi olmayan sıradan bir yaşam sürmeyi yeğler. Bu; akılsız, sıkıcı, tekdüze, sönük, durgun bir yaşamdır. Fakat bunun iyi bir tarafı vardır; iki şeyle karşılaşmaz: Dorukların soğuğu, vadilerin rüzgârları. Ama buna karşılık, asla büyümeyecek ve gelişmeyecektir.

Osman Pamukoğlu çevresel yıkımlardan aşırı nüfusa, aşırı tüketimden kirliliğe, ormanların yok edilmesinden kıtlığa kadar insanlığı ilgilendiren birçok konuya dikkat çektiği son romanı Kafes: Beyaz Çığlıklar ile insanoğlunun doğayı anlamadığını ve açgözlülüğü nedeniyle kaçınılmaz yıkımı öne çekmek için elinden geleni yaptığına vurgu yapıyor.

STRATEJİ (2016)

YENECEK VE KAZANACAKSIN

Bireylerden en üst kurumsal yapı olan devletlere kadar, tüm mücadele ve süreçler; aşama aşama önce politika, sonra strateji, daha sonra da taktiklerden geçer. Strateji, bütün faaliyet alanları için ihtişamlı öngörüdür. Strateji, kazanmak ve yenmek için mevcut olanakların beceriyle kullanılması sanatıdır. Mutlak ve mükemmel bir başarı, ancak kusursuz bir stratejiyle elde edilebilir. Stratejinin uygulama vasıtaları taktiklerdir. Sağlam olmayan kötü bir stratejiyi en iyi taktikler de düzeltemez. Stratejinin; zaman, kuvvet ve mekândan kaynaklanan gücünü hiçbir çağ değiştiremez.

BAŞKA BİR HİKAYE (2017)

Herkese Yaşam Üzerine Notlar

Felsefe, bilgelik aşkıdır. Ama bilgeliğin ne anlama geldiği, insanın neyi düşündüğüne veya neye baktığına bağlıdır. Bilge olmayanlar zihinlerini, duygularını ya da duyumlarını kapatır; bakmamayı, hissetmemeyi, düşünmemeyi tercih ederler. Sıradan insanların yolları ırmaklara, denizlere, dağlara, derelere, tepe ve vadilere, bitkilere, ağaçlara ve böceklere benzer... Her biri kendi sınırları içinde gerçekleşir, hepsi bu... Bunun dışında olup biteni bilmezler. İnsanlar ikiye ayrılır: sıradan olanlar ve sıradan olmayanlar... Tekrar ikiye ayrılırlar: yaşamın bozduğu ve yaşamın bozmadığı... Bir kez daha ikiye ayrılırlar: alt grup ve üst grup... Alt grup sadece çoğalır ve boyun eyer; üst grup ateşlidir ve engel tanımaz...

© 2016 - Hak ve Eşitlik Partisi